Ters İlişki Boşanma Sebebi Midir?

Ters İlişki Boşanma Sebebi Midir?

Boşanma Davasında Ters İlişkinin İspatı

Eşler arasındaki ters ilişki (anüs yoluyla cinsel ilişki), Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebebi olarak açıkça belirtilmemiştir. Ancak, bazı koşullarda ters ilişki, boşanma sebebi olarak kabul edilebilmektedir. Bu durum, özellikle taraflardan birinin bu ilişki türüne zorlanması veya rızası olmaksızın gerçekleştirilmesi durumunda, eşler arasındaki güveni ve saygıyı zedelediği gerekçesiyle boşanma davasına konu olabilir.

Ters İlişki Ne Demek?

Ters ilişki, cinsel birlikteliğin anal yolla gerçekleştirilmesini ifade eden bir terimdir. Hukuki ve toplumsal açıdan tartışmalı bir konu olmakla birlikte, eşler arasında karşılıklı rıza ile yaşanıyorsa hukuken herhangi bir yaptırımı bulunmaz. Ancak, rızaya dayanmayan ve zorla gerçekleştirilen ters ilişki, Türk Medeni Kanunu ve Türk Ceza Kanunu çerçevesinde “cinsel şiddet” veya “kişilik haklarına saldırı” olarak değerlendirilebilir.

Evlilik birliği içinde cinsel yaşam, tarafların özgür iradeleri doğrultusunda şekillenmelidir. Zorla ters ilişkiye maruz kalma durumu ise psikolojik şiddet ve evlilik birliğinin temelden sarsılması olarak kabul edilebilir. Yargıtay kararlarında da eşini istemediği bir cinsel eyleme zorlayan tarafın kusurlu olduğu vurgulanmış, bu tür vakalar boşanma sebebi olarak değerlendirilmiştir.

Anal İlişkiye Girmek Ne Demek?

Anal ilişkiye girmek, cinsel birleşmenin vajinal değil, anal yolla gerçekleşmesi anlamına gelir. Cinsel hayatın özel bir yönü olarak değerlendirilse de, tarafların özgür iradeleri doğrultusunda gerçekleşmeyen durumlar, özellikle evlilik içinde hukuki sorunlara yol açabilir. Rıza olmadan gerçekleştirilen her türlü cinsel ilişki, Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil edebilir ve cezai yaptırımlara neden olabilir.

Evlilik içinde anal ilişki talebinin baskı ile gerçekleştirilmesi, Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma sebebi olarak değerlendirilebilir. Yargıtay kararlarında da bu konular açıkça ele alınmış ve zorla cinsel birliktelik sağlanmasının evlilik birliğini temelinden sarsan bir eylem olduğu belirtilmiştir. Bu nedenle, evlilikte cinsel yaşam, karşılıklı anlayış ve rıza çerçevesinde şekillenmelidir.

Arkadan İlişki Boşanma Sebebi Midir?

Eşlerin rızası dışında gerçekleştirilen cinsel eylemler, Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma sebebi olarak kabul edilebilir. Arkadan ilişkiye zorlama, kişilik haklarının ihlali kapsamında değerlendirilerek “pek kötü muamele” veya “evlilik birliğinin temelinden sarsılması” kapsamında boşanma nedeni sayılabilir.

Yargıtay içtihatlarına göre, eşlerden birinin istemediği halde zorla ters ilişkiye maruz bırakılması boşanma sebebidir. Bunun yanı sıra, bu tür bir baskı psikolojik şiddet kapsamında ele alınır ve mağdur tarafın manevi tazminat talep etmesine de olanak tanıyabilir. Zorla cinsel ilişkiye dair iddialar, mahkeme süreçlerinde tanık beyanları, mesaj kayıtları veya sağlık raporları gibi delillerle desteklenmelidir.

Evlilikte Anal İlişki Ne Demek?

Evlilikte anal ilişki, eşlerin karşılıklı rızası doğrultusunda yaşanabilecek bir cinsel birliktelik türüdür. Ancak, bir tarafın rızası olmaksızın zorla anal ilişkiye maruz kalması, hukuki olarak cinsel saldırı veya kişilik haklarına saldırı kapsamında değerlendirilebilir. Türk hukukunda, evlilik içinde eşlerin birbirine karşı yükümlülükleri olduğu gibi, cinsel yaşam da saygı ve rıza çerçevesinde şekillenmelidir.

Zorla gerçekleştirilen cinsel eylemler, Yargıtay kararlarında da boşanma sebebi olarak kabul edilmiştir. Mahkemeler, bu tür iddiaları değerlendirirken olayın psikolojik ve fiziksel etkilerini inceleyerek karar vermektedir. Dolayısıyla, evlilik içinde cinsel yaşamın sağlıklı ilerleyebilmesi için karşılıklı anlayış ve rızaya dayalı bir iletişim esastır.

Evlilikte Ters İlişki Boşanma Sebebi Midir?

Evlilikte ters ilişki, tarafların özgür iradeleri doğrultusunda gerçekleştiğinde hukuki bir sorun teşkil etmez. Ancak, bir eşin diğerini zorla ters ilişkiye maruz bırakması, Türk Medeni Kanunu kapsamında boşanma sebebi sayılmaktadır. Mahkemeler, eşlerden birinin istemediği cinsel eyleme zorlanmasını, evlilik birliğinin temelinden sarsılması olarak değerlendirerek boşanma hükmü verebilmektedir.

Yargıtay’ın çeşitli kararlarında, eşinin rızası olmaksızın ters ilişkiye zorlayan kişinin “pek kötü muamele” kapsamında kusurlu olduğu belirtilmiştir. Bu gibi durumlarda mağdur tarafın hem boşanma talep etme hem de maddi ve manevi tazminat isteme hakkı doğabilir. Hukuki süreçte, mağdur eşin iddialarını destekleyen tanık ifadeleri, mesaj kayıtları veya sağlık raporları gibi delillerin sunulması önemlidir.

Ters İlişki Raporu Alınır Mı?

Ters ilişkiye zorlanan bireyler, yaşadıkları mağduriyeti kanıtlamak adına adli tıp raporu veya sağlık raporu alabilirler. Bu tür raporlar, özellikle cinsel saldırıya maruz kalındığında hukuki süreçte delil niteliği taşıyabilir. Sağlık kurumları ve adli tıp uzmanları, mağdurun fiziksel ve psikolojik durumunu değerlendirerek rapor düzenleyebilir.

Mahkemeler, özellikle boşanma davalarında, mağdurun yaşadığı travmayı ve sağlık durumunu belirlemek amacıyla sağlık raporlarını dikkate alabilir. Ancak, bu tür iddiaların geçerlilik kazanabilmesi için raporların resmi ve hukuka uygun bir şekilde alınması gerekmektedir. Bu süreçte, hukuki danışmanlık almak mağdur taraf için daha sağlıklı bir yol olacaktır.

Evlilikte Ters İlişki Cezası

Evlilikte ters ilişki, Türk Medeni Kanunu’nda açıkça cezalandırılan bir durum değildir. Ancak, eşlerden birinin bu ilişki türüne zorlanması veya rızası olmadan gerçekleştirilmesi durumunda, Türk Ceza Kanunu’na göre cinsel saldırı kapsamında değerlendirilebilir. Bu tür bir eylem, eşler arasındaki güven ve saygıyı temelinden sarsarak boşanma davasında gerekçe oluşturabilir. Ayrıca, Yargıtay kararları, bu tür zorlamaların evlilik birliğini devam ettirilemez hale getirdiğini ve boşanma sebebi olarak kabul edilmesi gerektiğini vurgulamıştır.

Ters İlişkiye Girmek Boşanma Sebebi Midir?

Ters ilişki, Türk Medeni Kanunu’nda doğrudan bir boşanma sebebi olarak sayılmasa da, bazı durumlarda evlilik birliğini temelinden sarsacak bir davranış olarak kabul edilebilir. Özellikle eşlerden birinin bu tür bir ilişkiye zorlanması, Yargıtay kararlarıyla da desteklenmiş şekilde, boşanma davalarında haklı bir gerekçe olarak öne sürülebilir. Zorlamanın ispatı ise tanık beyanları, yazılı mesajlaşmalar, ses ve görüntü kayıtları gibi delillerle sağlanabilir. Ancak, bu delillerin hukuka uygun olarak elde edilmiş olması büyük önem taşır.

Boşanma Davasında Ters İlişkinin İspatı

Boşanma davalarında eşler arasında meydana gelen özel olayların, özellikle “ters ilişki” gibi durumların ispatı, titizlikle ele alınması gereken bir süreçtir ve mahkemelerde ancak yeterli ve hukuka uygun delillerle desteklenirse dikkate alınabilir. Bu tür iddiaların ispatında birkaç temel delil türü öne çıkar.

İlk olarak, tanık beyanları önem taşır. Mahkemede tanıklık yapabilecek kişiler, olayın detaylarına bizzat tanıklık etmiş ya da taraflardan biriyle yakın ilişkisi dolayısıyla olayın iç yüzüne dair bilgi sahibi olmuş kişiler olabilir. Tanıklar, davada tarafların beyanlarını desteklemek ya da yalanlamak adına güçlü bir dayanak oluşturabilir.

Bir diğer önemli delil türü, eşler arasındaki yazılı iletişimlerdir. Tarafların birbirleriyle yaptıkları SMS, WhatsApp mesajları, e-posta yazışmaları ve sosyal medya üzerinden yapılan özel mesajlaşmalar, ters ilişki gibi özel durumların ispatında güçlü delil olarak sunulabilir. Bu yazışmalar, ilişkide yaşanan olayları, eşlerin birbirlerine karşı tutumlarını ve varsa itiraf niteliğinde söylemleri ortaya koyabilir. Ancak, bu tür delillerin mahkemede kullanılabilmesi için hukuka uygun yollardan elde edilmiş olmaları gereklidir. İzinsiz şekilde elde edilmiş veya üçüncü kişilerin gizliliğini ihlal eden mesajlar mahkemede delil olarak değerlendirilmeyebilir.

Ses ve görüntü kayıtları da boşanma davasında delil olarak kullanılabilecek bir başka yöntemdir. Ancak bu tür kayıtların hukuka uygun olarak elde edilmiş olması çok önemlidir. Örneğin, kişinin bilgisi ve rızası dışında gizlice alınan ses ya da görüntü kayıtları, özel hayatın gizliliğini ihlal ettiğinden hukuka aykırı olarak değerlendirilebilir ve mahkemede delil olarak kullanılamayabilir. Bununla birlikte, eşlerin birlikte yaşadığı evde veya ortak bir alanda, açık rızaya dayalı olarak kaydedilen görüntüler hukuka uygun sayılabilir ve bu durumda mahkeme tarafından değerlendirilebilir.

Son olarak, adli tıp ve psikiyatri raporları da bu tür iddiaların doğrulanmasında etkili bir rol oynayabilir. Özellikle olayların ruhsal veya fiziksel etkileri üzerine yapılacak incelemeler, olayın doğruluğunu destekleyen raporlar sağlanmasını mümkün kılabilir. Mahkeme, bu raporları inceleyerek olayın taraflar üzerindeki etkisini değerlendirebilir.

Ters İlişki Boşanma Sebebi Midir Yargıtay Kararı

Erkeğin Kadını Ters İlişkiye Zorlaması

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.06.2019 Tarih,  2019/2079 E. 2019/7685 K. sayılı kararında şu neticeye varmıştır. “Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, ilk derece mahkemesinin de kabulünde olduğu üzere, davacı-karşı davalı kadının eşinin kendisini, ters ilişkiye zorladığına ilişkin iddiasının kanıtlandığı Vakfıkebir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2016/481 soruşturma sayılı dosyasındaki davalı- karşı davacı erkeğin kabul beyanından anlaşılmaktadır. O halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akış karşışında davacı-karşı davalı kadın dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, davacı-karşı davalı kadının davasının kabulüne yönelik davalı-karşı davacı erkeğin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilecek yerde, yazılı şekilde yetersiz gerekçe ile davalı-karşı davacı erkeğin istinaf başvurusunun kabulü ile davacı-karşı davalı kadının davasının reddi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.”

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 22.05.2019 Tarih,  2019/1159 E. 2019/6496 K. sayılı kararında şu neticeye varmıştır. “Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına ve özellikle mahkemece davacı erkeğin kabul edilen kusurlu davranışları yanında bozma ilamında da belirtildiği üzere eşini ters ilişkiye zorladığı ve güven sarsıcı davranışta bulunduğunun anlaşılmasına göre tarafların yersiz görülen temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA”

Eşini Doğal Olmayan Yollardan Cinsel İlişkiye Zorlamak

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 11.07.2012 Tarih,  2012/928 E. 2012/19579 K. sayılı kararında şu neticeye varmıştır. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalının eşini doğal olmayan yollardan cinsel ilişkiye zorladığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkân vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK.md. 166/1)karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

Eşinin İstemediği ve Kabul Edilemeyecek Tarzda Cinsel İlişkiye Zorlamak

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 11.06.2015 Tarih,  2014/24602 E. 2015/12483 K. sayılı kararında şu neticeye varmıştır. CD içeriğinde anlatılan hadiselere göre; davacının, istemediği ve kabul edilmeyecek tarzda cinsel ilişkilere zorlandığı anlaşılmaktadır. Bu halde taraflar arasında evlilik birliğini temelinden sarsacak derece ve birliğin devamına imkan bırakmayacak nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Evlilik birliği içinde maruz kaldığı bu ilişkileri başka türlü ve şekilde ispat etme olanağı bulunmayan davacının, kendi telefonundan eşiyle yaptığı görüşmeyi, eşinin bilgisi dışında kayıt altına almasında hukuka aykırılıktan söz edilemez. Yaşadığı olayların davacının ruhsal dünyasında yarattığı travma ve üzerinde bıraktığı etki nazara alındığında, evliliğin bundan sonra da devam etmiş olması “af” olarak değerlendirilemez. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya karar verilecek yerde yetersiz gerekçe ile isteğin reddin doğru bulunmamıştır.

Cinsel İlişkiyi Gerçekleştirmeyip Kızlığını Doğal Olmayan Yoldan Bozmak

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 07.12.2011 Tarih,  2010/20967 E. 2011/21185 K. sayılı kararında şu neticeye varmıştır. Toplanan delillerden; davacı-davalı kocanın cinsel ilişkiyi gerçekleştiremediği doğal olmayan yollardan kızlığını bozarak eşine cinsel şiddet uyguladığı, eşini babaevine bıraktığı ve yargılama sırasında bir başka kadınla evlilik dışı ilişkiye girdiği, davalı-davacı kadının ise eşine hakaret ettiği ve bedduada bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı kocanın daha fazla kusurlu bulunduğunun kabulü gerekir. Durum böyleyken mahkemece tarafların eşit kusurlu kabul edilmesi ve bu kusur belirlemesine bağlı olarak davalı-davacı kadının maddi ve manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir.

İstanbul Mecidiyeköy’de aile hukuku alanında faaliyet gösteren Çelik & Baştürk Hukuk Ve Danışmanlık Ofisi İstanbul boşanma avukatı olarak müvekkillerine aile hukuku alanında hizmet vermektedir. Boşanma avukatlarımız Av. Tolga Çelik’e ve Av. Nur Baştürk’e avukata soru sor kısmından sorularını yönlendirebilir ya da iletişim sayfamızdan kendilerine ulaşabilirsiniz.

Bu Yazıyı Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Son Yazılar

Hakkımızda

Çelik & Baştürk Hukuk Bürosu olarak, İstanbul avukat ve arabulucularından oluşan ekibimiz ile birlikte, İstanbul Boşanma Avukatı, İstanbul Ceza Avukatı olarak çalışma alanlarımız içerisinde tüm davalara bakmaktayız. Bilgi için hemen bize ulaşın.