Nafaka artırımı sonrası icra takibi, kararın kesinleşip kesinleşmediğine göre farklı hukuki sonuçlar doğurabilir. Özellikle bağımsız nafaka davalarında, artırıma ilişkin karar kesinleşmeden de icraya konulabilir. Bu süreçte usule uygun hareket etmek hak kayıplarını önleyecektir.
İştirak Nafakası Artırım Kararının Kesinleşmeden İcrası
İştirak nafakası, boşanma sonrası çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkı için ödenen nafakadır. Zaman içinde ekonomik koşullar değişirse bu nafakanın artırılması talep edilebilir. Mahkemece iştirak nafakasına yapılan artırım kararı henüz kesinleşmeden (yani istinaf aşamasındayken) bu yeni tutarın icra takibine konu edilip edilemeyeceği hususu merak edilen konulardan biridir. Bu konuda uygulamada önemli bir ayrım bulunmaktadır:
Boşanma davası içinde hükmedilen nafaka (yoksulluk veya iştirak nafakası): Boşanma kararının bir ferʼisi (eklentisi) olarak hükmedilmişse, boşanma hükmü kesinleşmeden icraya konulamaz. Yani boşanma davası sürerken veya boşanma kararı henüz kesin hüküm haline gelmemişken, o davada takdir edilen iştirak nafakası için icra takibi başlatılamaz.
Boşanma davasından bağımsız (müstakil) nafaka davaları: Boşanma kesinleştikten sonra ayrı bir dava olarak açılan iştirak nafakası veya nafaka artırımı davalarında, kararın kesinleşmesini beklemeksizin icra takibi yapmak mümkündür. Yani mahkemenin nafaka artırımına dair kararı ilk derece mahkemesinde verilmiş olsa da, taraflar istinafa başvurmuş olsa bile, bu karar temyiz/istinaf yolunda incelemedeyken icraya konulabilir.
Nafaka Artırımı Sonrası İcra Takibi Kesinleşme Şartı ve İstisnası
Türk hukukunda genel kural olarak, aile hukuku ve şahsın hukuku ile ilgili mahkeme kararları kesinleşmeden icraya konulamaz. Bu ilke, eski Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HUMK) m.443/4 ve güncel Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) m.367/2 hükümlerinde ifadesini bulur
Özellikle boşanma, velayet, soybağı gibi kişi hallerine ilişkin hükümler kesinleşmedikçe taraflar bu kararlara dayanarak icra takibi yapamazlar. Boşanma kararına bağlı ferʼi nitelikteki talepler de (örneğin boşanma hükmüyle birlikte hükmedilen yoksulluk nafakası, iştirak nafakası, maddi-manevi tazminat, vekalet ücreti vb.) aynı kurala tabidir
İştirak nafakası artırımı kararları, eğer boşanmadan bağımsız bir dava sonunda verilmişse, yukarıdaki kesinleşme zorunluluğunun istisnasını oluşturur. Kanun ve içtihatlar, nafaka alacaklarını diğer aile hukuku kararlarından ayrı tutmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nda nafakanın arttırılmasına imkan veren hükümler (TMK m.331 vd.), usul hukuku açısından bu artırıma dair kararın derhal icrasına engel bir kesinleşme şartı öngörmez. Aksine, İcra ve İflas Kanunu (İİK) m.36/4 hükmü nafaka kararlarının icrasının özel bir korunmaya sahip olduğunu belirtir. Bu maddeye göre, nafaka hükmünün temyiz edilmesi (ya da istinaf edilmesi) tek başına ilamın icrasını durdurmaz; hatta Yargıtay dahi teminat karşılığında bile nafaka ilamlarının icrasını durdurma kararı veremez Bu düzenleme, nafaka alacaklarının ivediliği ve korunması gereğiyle ilgilidir.
Özetle, mevzuatın güncel durumu şöyledir:
HMK m.367/2 (HUMK m.443/4): Aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmeden icra edilemez. Boşanma kararının eklentisi niteliğindeki nafaka ve benzeri ferʼi haklar da bu kapsamdadır.
İİK m.36/IV: Nafaka ilamlarının temyizi (ya da istinaf incelemesi) icrayı durdurmaz; bu konuda teminat karşılığı dahi icranın geri bırakılması kararı verilemez. Bu, nafaka kararlarının kesinleşme aranmadan icra edilebilir olduğunun bir sonucudur.
TMK m.331: Çocuğun ihtiyaçları ve tarafların mali durumlarındaki değişiklik sebebiyle iştirak nafakasının artırılabileceğini düzenler. Bu artırım davası bağımsız açıldığında, kararın icrası için TMK’da kesinleşme şartı öngörülmemiştir.
Yargıtay Kararlarında Durum ve Emsal İçtihatlar
Yargıtay uygulaması, yukarıda belirtilen ayrımı yıllardır istikrarlı biçimde vurgulamaktadır. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi ve Hukuk Genel Kurulu kararları, boşanma davasına bağlı nafaka ile bağımsız nafaka davalarını icra yönünden farklı değerlendirmektedir:
Yargıtay 8. HD, 12.01.2015 T., 2014/3017 E., 2015/114 K.: Bu önemli kararında Yargıtay, HMK m.367/2 uyarınca “aile ve şahsın hukukuna ilişkin ilamlar kesinleşmeden takip konusu edilemez ise de nafakaya ilişkin ilamların takibe konulabilmesi için kesinleşmeleri gerekmez” diyerek nafaka kararlarının istisnai durumunu açıkça ortaya koymuştur. Karar, ayrıca nafaka ilamının temyiz edilmesinin icrayı durdurmayacağını, Yargıtay’ın da nafaka ilamlarının icrasını durdurma yetkisi olmadığını belirtmiştir. Yüksek Daire, aksi durumun nafakanın niteliği ve tesis edilme amacına aykırı olacağını vurgulamıştır. Bu içtihat, bağımsız şekilde açılan nafaka (örn. iştirak nafakası artırım) davalarında kesinleşme aranmadan icra takibi yapılabileceğini netleştirmektedir.
Yargıtay 8. HD, 24.05.2012 T., 2012/4605 E., 2012/4736 K.: Bir başka kararda, “tedbir nafakası yönünden ilamın kesinleşmesi gerekmez ise de yoksulluk ve iştirak nafakasının talep edilebilmesi için boşanma hükmünün kesinleşmesi zorunludur” şeklinde ifade kullanılmıştır. Bu kararda Yargıtay, devam eden boşanma davasında hükmedilen iştirak/yoksulluk nafakasının ancak boşanma ilamı kesinleştikten sonra talep konusu yapılabileceğini belirtmiştir. Yani boşanma ilamı kesinleşmeden, o ilam içindeki nafaka için ilamlı icra takibi başlatılamayacağını ortaya koymuştur. İlgili olayda, boşanma ilamının kesinleştiği anlaşıldığı için başlatılan takibin iptaline karar verilmesinin hatalı bulunduğu ifade edilmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 2001/12-206 E., 2001/217 K.: Her ne kadar tarih olarak eski olsa da HGK da benzer ilkeleri ortaya koymuştur. HGK bu kararında, boşanma kararının eklentisi olan yoksulluk nafakası, tazminat, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin, boşanma hükmü kesinleşmedikçe takibe konulamayacağını, ancak boşanma ilamı daha önce kesinleşmiş ise bu ferʼi taleplerin nitelikleri gereği ayrıca kesinleşmelerinin gerekmediğini vurgulamıştır. Bu da boşanma davası bittikten sonra hükmedilen nafaka alacaklarının, artık bağımsız sayılarak kesinleşme aranmaksızın icra edilebileceğine işaret etmektedir.
Yukarıdaki içtihatlar incelendiğinde, Yargıtay’ın 2020’li yıllara kadar bu konuda çizgisini koruduğu görülür. 2024 ve 2025 yılına dek verilen kararlar da bu ayrımı değiştirmemiştir. Örneğin, 2022 yılında güncelliğini koruduğu belirtilen içtihatlarda da bağımsız nafaka alacaklarının kesinleşmeden takip edilebilir mahiyette olduğu yinelenmiştir. Dolayısıyla güncel Yargıtay uygulaması, nafaka artırım kararlarının (eğer bağımsız bir dava sonucuysa) kesinleşmeden derhal icra edilebilir olduğu yönündedir.
İstinaf Aşamasında Nafaka Artırımı ve İcra Takibi
Aile mahkemesinin nafaka artırım kararı verilmiş ve karşı taraf bu kararı istinaf etmişse dosya halen Bölge Adliye Mahkemesi (istinaf) incelemesindedir. Bu halde:
Kararın kesinleşmemiş olması: İlk derece mahkemesinin kararı istinaf incelemesinde olduğu için henüz kesin hüküm haline gelmemiştir. Normalde kesinleşmeyen kararlar hakkında ilamlı icra takibi yapılamaz. Ancak yukarıda açıklandığı gibi nafaka alacağına ilişkin kararlar bu genel kuralın dışındadır. Nafaka artırım davası bağımsız bir dava olduğundan, kararın kesinleşmesini beklemeden icra takibi başlatmak mümkündür.
İstinafın icraya etkisi: İstinaf başvurusu, nafaka artırım kararının icrasını kendiliğinden durdurmaz. Zira kanun nafaka için özel düzenleme getirerek, istinaf veya temyiz yoluna başvurulmasının nafaka ödemesini ertelemeyeceğini hükme bağlamıştır. İstinaf mahkemesi kesinleşmeden önce icranın geri bırakılması yönünde bir karar veremez; Yargıtay aşamasında dahi teminat karşılığı icranın durdurulması nafaka açısından mümkün değildir. Bu, nafaka alacaklısının (çocuğun ve velayet sahibinin) hakkını korumak amacıyla getirilmiş bir kuraldır.
İcra takibi prosedürü: Uygulamada, nafaka artırım kararı alındığında, nafaka alacaklısı yeni miktar üzerinden ilamlı icra takibi başlatabilir. Eğer eski nafaka için zaten devam eden bir icra dosyası varsa, alacaklı o dosyada ek talep ile nafaka miktarının artırıldığını bildirip fark alacakları talep edebilir. Yeni kararın örneğini ve icra emrini borçluya tebliğ ettirerek, borçlunun artırılan nafaka tutarını ödemesini talep eder. İstinaf aşamasında olduğu gerekçesiyle borçlu ödemez veya itiraz etmeye çalışırsa, icra dairesi kararın kesinleşme şerhi aranmaksızın takibe konulabileceğini mevzuat gereği kabul edecektir.
Borçlunun hukuki imkanı: Nafaka borçlusu (karşı taraf) normalde bir mahkeme kararına karşı icranın durdurulması (tehir-i icra) talep edebilir; ancak yukarıda belirtildiği gibi nafaka alacaklarında icranın durdurulması yolu kapalıdır. Bu nedenle borçlu, istinaf incelemesi sonuçlanıncaya kadar artırılan nafakayı ödemekle yükümlü olacaktır. İstinaf Mahkemesi nihayetinde kararı bozarsa veya nafaka miktarını düşürürse, borçlu fazla ödenen kısım için istirdat davası açarak iadesini talep etme yoluna gidebilir. Ancak istinaf süreci devam ederken, karar yürürlüktedir ve nafaka alacaklısı beklemek zorunda değildir.
Nafaka Artırımı Sonrası İcra Takibi Dikkat Edilecek Hususlar
Bu konuda uygulamada zaman zaman kafa karışıklıkları yaşanabildiği görülmektedir. Görüş ayrılıkları daha çok nafaka kararının hangi durumda kesinleşmeden icra edilebileceği noktasında toplanmaktadır:
Kesinleşme şerhi gerekip gerekmediği: Bazı uygulamalarda, icra daireleri alışkanlık gereği her ilam için kesinleşme şerhi sorabilmektedir. Nafaka alacaklısı, elindeki ilamın nafakaya ilişkin olduğunu ve kesinleşme aranmadan icra edilebileceğini belirtmelidir. Yargıtay’ın yerleşik içtihatları da bu yöndedir. Dolayısıyla, bir kısım uygulayıcıların “her mahkeme kararı kesinleşmeden icra olmaz” şeklindeki genel yaklaşımı, nafaka artırım kararları bakımından istisna taşımaktadır. Bu konuda tereddüt eden icra memurlarına veya karşı tarafa, ilgili Yargıtay kararları emsal gösterilerek nafaka ilamlarının kesinleşmeden takibe konulabileceği izah edilmelidir.
Boşanma davası içindeki nafaka vs. bağımsız nafaka davası: En sık karıştırılan husus, boşanma davası sonuçlanmadan tedbir nafakasının veya boşanmayla birlikte hükmedilen iştirak nafakasının icrası ile, boşanma sonrası bağımsız davada hükmedilen nafakanın icrasının birbirine karıştırılmasıdır. Tedbir nafakası, dava sırasında verilen geçici bir önlem olduğundan zaten karar kesinleşmeden, hatta dava bitmeden ödenmesi gerekir ve ara kararla hükmolunur (HMK 367/1 uyarınca kesinleşme şartı aranmıyor). Boşanma kararı ile birlikte hükmedilen iştirak nafakası, boşanmanın eki olduğundan boşanma kesinleşene dek icra edilemez. Bağımsız nafaka artırım davası ise boşanmadan sonra açıldığı için kesinleşme şartsız icra edilebilir. Uygulamada bu farkın bilincinde olmak gerekiyor. Bazı durumlarda, taraflar boşanma davasındaki nafakayı da (aslında kesinleşme beklenmesi gereken hallerde) icraya koymaya çalışıp reddedildiğinde “nafaka kararları icra edilemez” gibi genellemelere varabiliyor. Oysa doğru olan, somut nafaka kararının niteliğine bakmak ve ona göre hareket etmektir.
Nafakanın kaldırılması veya azaltılması kararları: Bir diğer uygulama farklılığı, nafakanın artırılması değil de kaldırılması/azaltılması kararı çıktığında ortaya çıkar. Eğer mahkeme nafakanın kaldırılmasına karar vermişse, bu borçlunun lehine bir durum olduğundan kararın kesinleşmesi beklenmeden borçlu kendiliğinden nafaka ödemeyi kesemez. Yargıtay, nafakanın kaldırılmasına dair hükmün icra takibine konu edilebilmesi için kesinleşme gerektiğini belirtmektedir. Yani nafaka alacağı bitiren kararlar kesinleşmeden sonuç doğurmazken, nafaka alacağını devam ettiren veya artıran kararlar (nafaka alacaklısını korumak adına) kesinleşmeden icra edilebilir kabul edilir. Bu denge, uygulamada hakkaniyeti sağlamaya yöneliktir.
Nafaka Artırımı Sonrası İcra Takibi Sonuç ve Değerlendirme
İştirak nafakasının artırılması için açılan bağımsız davada mahkeme kararı verilmiş ve bu karar istinaf edilmiş ise mevcut yasal düzenlemeler ve Yargıtay içtihatlarına göre, karar kesinleşmeden de artırılmış nafaka tutarı için ilamlı icra takibi yapılabilir. Karşı tarafın istinaf yoluna başvurmuş olması, tek başına bu icra takibine engel değildir. Hatta Yargıtay, nafaka gibi süreklilik arz eden alacaklarda, kesinleşme beklemenin nafakanın amacıyla bağdaşmadığını, bu yüzden temyizin icrayı durdurmayacağını açıkça ifade etmiştir
Ancak uygulamada her somut durumda prosedürün doğru işletilmesi önemlidir. Nafaka alacaklısı, icra takibini başlatırken kararın nafaka artırımına ilişkin bağımsız bir ilam olduğunu belirtmeli ve gerekirse Yargıtay kararlarına atıf yapmalıdır. İstinaf incelemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi kararı onarsa veya değiştirmeden kesinleştirirse, zaten süreç normal seyrinde tamamlanmış olacaktır. Şayet istinaf mahkemesi nafaka miktarında değişiklik yapar ya da kararı bozarsa, o ana kadar işlemiş olan ödemeler gerekirse mahsuplaşma veya istirdat (iade) davası yoluyla düzeltilebilecektir.
Bu konuda Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin ve Hukuk Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatları 2024-2025 yıllarında da aynı doğrultudadır. Sonuç itibariyle, istinaf aşamasında olsa bile mahkemece artırılan yeni nafaka miktarını talep etmek için beklemeye gerek yoktur; çocuk yararının gözetilmesi ve nafakanın gecikmemesi adına hukuk sistemi bu imkanı tanımıştır. Bu durum, nafaka alacaklısı için önemli bir güvencedir ve nafakanın niteliği gereği yasalarca özel koruma altına alınmıştır.
Nafaka artırımı sonrası icra takibi, hukuki detaylara dikkat edilmesi gereken teknik bir süreçtir. Bu sürecin sağlıklı yürütülmesi, hem alacaklının mağdur olmaması hem de usule uygun işlemlerin yapılabilmesi açısından büyük önem taşır. Çelik & Baştürk Hukuk ve Danışmanlık olarak nafaka artırım davalarında ve sonrasındaki icra süreçlerinde müvekkillerimize kapsamlı hukuki destek sunmaktayız. Siz de nafaka konularında hak kaybı yaşamamak adına, deneyimli bir İstanbul boşanma avukatı ile çalışarak süreci güvence altına alabilirsiniz. Detaylı bilgi ve hukuki danışmanlık için bizimle iletişime geçebilirsiniz.