Çocukla Kişisel İlişki Kurulması
Bu makalemizde çocukla kişisel ilişki kurulması konusundan bahsedeceğiz. Boşanmaya veya ayrılığa karar verildiğinde yaşı küçük olan yani henüz ergin olmayan velayet altındaki çocukların velayeti eşlerden birine verilir. Velayet kendisine verilmeyen diğer eşin çocuğun belli zaman aralıklarında görmesine tanınan imkana kişisel ilişki denir. Kişisel ilişki hem çocuk için hem de velayeti kendisine verilmeyen eş için hatta velayeti kendisine verilen eş için dahi büyük öneme sahiptir. Zire kişisel ilişki çocukların fiziksel ve ruhsal gelişimi açısından oldukça önemlidir. Örneğin çocuğun anne ve babadan uzak kalması durumunda çocuğun psikolojisi olumsuz etkilenecektir. Bu açıdan kişisel ilişki tüm aile bireyleri açısından büyük bir öneme sahiptir. Velayet Davası Ve Velayetin Değiştirilmesi adlı makalemizi okumak için linke tıklayabilirsiniz.
Kanun koyucu kişisel ilişkiyi iki kategoride düzenlemiştir.
- Çocuğun anne ve babayla kişisel ilişkisi
- Çocuğun üçüncü kişiyle kişisel ilişkisi
Çocukla Anne ve Baba Arasında Kişisel İlişki Kurulması
Türk Medeni Kanunu’nun 182/1. maddesi, velayet kendisine verilmemiş olan eş ile çocuk arasında kişisel ilişkinin düzenlenmesini öngörür. Bu düzenlemeye göre, mahkeme boşanma veya ayrılık kararını verirken kişisel ilişkiyi de belirlemelidir. Mahkeme, olanak bulunduğunda ana ve babayı dinledikten sonra bu ilişkiyi düzenler. Çocuk vesayet altında ise, vasi ve vesayet makamının da görüşleri alınır. Mahkeme tarafından verilen kişisel ilişki kararı kesin hüküm niteliğinde değildir. Koşullar değiştikçe bu karar, talep üzerine her zaman yeniden düzenlenebilir. Ayrıca, kişisel ilişki belirlenirken sosyal inceleme raporu gerekliyse mahkeme bu raporu almalıdır.
Çocuğun Üstün Yararı Ön Planda Tutulmalıdır
TMK madde 182/2 hükmü uyarınca kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları esas tutulacaktır. Çocukla ilişki kurulmasında asıl olan çocuğun üstün yararıdır. Çocuğun üstün yararı belirlenirken onun bedensel, zihinsel, ruhsal ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması amacı gözetilmelidir. Çocuğun üstün yararı, ana ve babanın isteklerinden önce gelir.
Her çocuğun ve her anne ve babanın durumu aynı olamayacağından, kişisel ilişki her somut olayın bünyesine uygun olacak şekilde düzenlenmelidir. Yargıtay kararlarında alkol bağımlısı olan baba ile kurulacak kişisel ilişkinin yatılı olmaması gerektiği belirtilmiştir. Yine Yargıtay kararlarına göre henüz anne sütüne muhtaç çocuğun uzun süre ile babanın yanında kalacak şekilde kişisel ilişki kurulması doğru değildir.
İdrak Yaşındaki Çocukların Görüşü Alınmalıdır
Dava konusu çocuk idrak çağında ise Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 12. maddesi ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi’nin 3. ve 6. maddeleri devreye girer. Bu düzenlemeler, çocuğun idrak gücüne sahip olduğunun kabul edildiği durumlarda devreye girer. Böyle hallerde, çocuğa adli merciler önünde kendisini ilgilendiren davalarda görüşünü ifade etme hakkı tanınmalıdır. Bu hak, çocuğun düşüncelerini özgürce belirtmesini sağlar. Çocuğun yüksek çıkarına ters düşmediği sürece ifade ettiği görüş dikkate alınmalıdır. Çocuğun görüşlerine gereken önemin verilmesi, iç hukuk tarafından da öngörülmüştür. Bu sebeple, yargı sürecinde çocuğun yüksek yararı esas alınır.
TMK madde 182/1 hükmü gereğince kişisel ilişki düzenlenmesine ilişkin hükümler emredici niteliktedir. Boşanmaya karar verildiğinde kişisel ilişkinin düzenlenmesi zorunludur. Anne ve babanın çocukla kişisel ilişki hakkı devredilemez ve vazgeçilemez haklardandır.
Kişisel İlişkinin Sınırları
Türk Medeni Kanunu’nun 324/1. maddesi, çocuk ile ebeveynler arasındaki ilişkiye özel önem atfetmektedir. Bu maddeye göre, anne ve baba, çocukla kurulan ilişkide özen göstermekle yükümlüdür. Her biri, diğer ebeveynin çocuk ile olan kişisel ilişkisini engellemekten kaçınmalıdır. Bu yükümlülük, çocuğun sağlıklı bir şekilde eğitilmesini ve yetiştirilmesini korumak amacıyla önem taşır. Diğer yandan, TMK madde 324/2, bazı durumlarda bu hakkın sınırlandırılabileceğini öngörmektedir. Eğer anne ya da baba bu haklarını kötüye kullanırsa ya da çocukla yeterince ilgilenmezse, kişisel ilişki kurma hakkı sınırlanabilir. Çocuğun huzurunun tehlikeye düşmesi veya diğer önemli sebeplerin varlığı halinde, bu hak tamamen kaldırılabilir ya da geri alınabilir.
Velayeti Annede Olan Çocuğun Babaya Gitmek İstememesi
Velayeti annede olan bir çocuğun, mahkemece belirlenen günlerde babasına gitmek istememesi hassas bir durum olarak değerlendirilmektedir. Bu gibi bir durumda, ilk adım olarak çocuğun gitmek istememe sebebini anlamak gereklidir. Örneğin, çocuğun yaşı ve gelişim seviyesi ile ebeveynler arasındaki ilişki bu isteksizliği doğrudan etkileyebilir. Ayrıca, çocuk ebeveynler arasındaki gerginlikten olumsuz etkilenmiş ya da babasıyla görüşme konusunda kaygılar geliştirmiş olabilir. Böyle durumlarda, çocuğun ruhsal sağlığına özenle yaklaşmak son derece önemlidir. Bununla birlikte, mahkeme kararına göre çocuğun babasıyla görüşme hakkının korunması gerektiği unutulmamalıdır. Çocuğun menfaati doğrultusunda, ebeveynlerin uyum içinde hareket etmesi süreci kolaylaştıracaktır. Eğer çocuğun psikolojik iyiliği için gerekirse, mahkemeden bu düzenlemelerin yeniden gözden geçirilmesi talep edilebilir. Bu süreçte, bir çocuk psikoloğundan destek almak çocuğun yararına önemli bir katkı sağlayacaktır. Ebeveynlerin iş birliği yaparak çözüm aramaları, çocuğun ruh sağlığı üzerinde olumlu bir etki bırakacaktır.
Birden Fazla Çocuk Bulunması Halinde Kişisel İlişki
Baba ve annenin boşandığı ve birden fazla çocuk olup da velayetlerinin farklı ebeveyne verildiği durumda, çocukla velayet kendisine verilmeyen eş arasındaki kişisel ilişki düzenlemesinde ilişki dönemlerinde kardeşlerin bir arada olacağı şekilde kişisel ilişki düzenlemesi yapılmalıdır.
Kişisel İlişki Süreç İçerisinde Değişebilir
Çocukla kurulan kişisel ilişki çocuğun gelişimi ve üstün yararı dikkate alınarak ilerleyen dönemlerde yeniden düzenlenebilir. Yeniden düzenlenmesi için hakimden karar almak gerekir. Örneğin çocuğun okul ortamında olan değişiklik nedeniyle yatılı kişisel ilişki yatılı olmayan hale çevrilebilir.
Anlaşmalı Boşanma Davasında Kişisel İlişki
Anlaşmalı boşanma davalarında protokoldeki kişisel ilişki düzenlemesinin hakim tarafından uygun bulunup onaylanması gerekir. Hakim anlaşmalı boşanma protokolünde eşlerin mutabık kaldığı kişisel ilişki düzenlemesini uygun bulmazsa davayı hemen çekişmeli boşanma davasına çeviremez.
Böyle bir durumda yapılması gereken işlemler şunlardır:
- Hakim kişisel ilişki konusunda taraflara bir öneride bulunacaktır
- Öneri kabul edildiği takdirde hakim buna göre bir karar tesis edecektir
- Hakimce yapılan önerinin kabul edilmediği ve taraflarca anlaşmaya varılarak mahkemenin de uygun bulacağı yeni bir düzenleme de yapılmadığı takdirde dava TMK’nın 166/1 maddesi gereğince çekişmeli boşanma davası olarak sürdürülecek ve sonuca göre karar verilecektir.
Çocukla Üçüncü Kişiler Arasında Kişisel İlişki Kurulması
TMK madde 325’de çocuk ile üçüncü kişiler arasında kişisel ilişkinin kurulmasına dair hükümler yer almaktadır. Bu maddeye göre, olağanüstü hallerin mevcut olması halinde çocuğun menfaatine uygun düştüğü ölçüde çocukla kişisel ilişki kurulması mümkündür. Bu hüküm çerçevesinde, bu hak diğer kişilere, özellikle de hısımlarına tanınabilir. Ayrıca, anne ve baba için öngörülen sınırlamalar, üçüncü kişiler için de kıyas yoluyla uygulanacaktır. Bu düzenlemedeki amacı, çocuk ile anne ve babası dışında kalan kişiler, özellikle de akrabalar arasında bir bağ kurulmasını sağlamaktır.
Öte yandan, çocukla üçüncü kişiler arasında bir kişisel ilişki kurulabilmesi için belirli şartların sağlanması gerekir. Bu tür bir ilişki için üçüncü kişilerin mahkemeye talepte bulunmaları zorunludur. Örneğin, uzun süre çocuğun bakımını üstlenmiş olan bir dadı ya da üvey anne veya baba, çocukla kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir. Ancak, üçüncü kişilerle çocuk arasında ilişki kurulması her zaman mümkün olmamakla birlikte, yalnızca olağanüstü hallerde geçerlilik kazanmaktadır. Bu nedenle, üçüncü bir kişi ile çocuk arasında ilişki kurulmasını haklı kılacak bir gerekçenin bulunması şarttır. Örnek vermek gerekirse, çocuğun anne ve babası vefat etmişse, bu durumda ölen anne veya babanın ebeveynleri için olağanüstü bir hal kabul edilmektedir. Böyle bir durumda, dede ve nine ile çocuk arasında kişisel ilişki kurulması talep edilebilir.
Aynı zamanda, çocuğun menfaatine uygun olmadığı takdirde üçüncü kişilerle kişisel ilişki kurulamaz. Bu ilkeye dayanarak, üçüncü kişilerle kişisel ilişkinin kurulması çocuğun ruhsal ve fiziksel sağlığına zarar vermemelidir. Mesela, evlilik devam ederken dede ile çocuğun arasında kurulacak ilişki çocuğu yormaktan öteye gitmezse bu tür bir talep reddedilmelidir. Üstelik, üçüncü kişilerle kişisel ilişki süresinin anne ve babaya tanınan genişlikte olması da beklenemez. Bu nedenle, çocuğun üstün menfaati her zaman ön planda tutulmalıdır.
Çocuk İle Kişisel İlişki Kurulması Hakkından Feragat Edilebilir Mi?
Ebeveynlerin çocuk ile kişisel ilişki kurması hakkı velayet hakkından bağımsız bir haktır. Çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkı şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır. Bu nedenle şahsa sıkı sıkıya bağlı kişisel hak olan çocukla kişisel ilişki kurma hakkından feragat edilmesi ve başkasına devredilmesi mümkün değildir. Dolayısıyla taraflarca Çocuk ile kişisel ilişki kurma hakkından feragat edildiğine ilişkin anlaşma ile mahkeme huzurunda bu yönde açıklanan beyan geçersizdir.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasında Görevli ve Yetkili Mahkeme
Kişisel ilişki kurulmasında görevli mahkeme aile mahkemeleridir. Aile mahkemesi olmayan yerlerde bu davalara asliye hukuk mahkemesinde aile mahkemesi sıfatıyla bakılır.
Çocukla kişisel ilişki kurulması davasında genel yetki kuralları geçerlidir. TMK madde 326/1 ve 326/2 hükmüne göre kişisel ilişki kurulmasıyla ilgili bütün düzenlemelerde çocuğun oturduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Boşanmaya ve evlilik birliğinin korunmasına ilişkin yetki kuralları saklıdır.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasında Yargılama Usulü Nedir?
Bağımsız şekilde açılan çocukla kişisel ilişki kurulması davasında basit yargılama usulü uygulanacaktır. Boşanma davasında görülen kişisel ilişki istemi yazılı yargılama usulü uygulanarak görülen boşanma davasında karara bağlanır.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasında Harç ve Vekalet Ücreti
Bağımsız şekilde açılan çocukla üçüncü kişiler arasında kişisel ilişki kurulması davası maktu harca ve maktu vekalet ücretine tabidir.
Boşanma davasında boşanmanın ferisi olarak görülen kişisel ilişki isteminde ise ayrı bir vekalet ücretine hükmedilmez.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davası Vekalet Ücreti
Çocukla kişisel ilişki kurulması davası, boşanma ya da ayrılık durumlarında velayeti almayan ebeveynin veya bazı olağanüstü hallerde üçüncü kişilerin (dede, babaanne, anneanne vb.) çocukla görüşme hakkını talep etmesi amacıyla açılmaktadır. Bu davanın temel amacı, çocuğun üstün yararını korumak ve aile bağlarının zayıflamasını engellemektir. Mahkeme, çocuğun yaşını, gelişim koşullarını ve tarafların durumlarını değerlendirerek kişisel ilişki sürelerini düzenler.
Bu tür davalarda vekalet ücreti, avukatın emeği ve davanın niteliği göz önüne alınarak belirlenir. Bağımsız şekilde açılan “çocukla kişisel ilişki kurulması” davalarında genellikle maktu harç ve maktu vekalet ücreti söz konusu olur. Ancak davanın boşanma davası ile birlikte görülmesi halinde, kişisel ilişki talebi boşanmanın fer’i niteliğinde olduğundan ayrıca bir vekalet ücreti tayin edilmez. Avukat aracılığıyla süreci takip etmek, hak kayıplarını önlemek ve davanın daha sağlıklı ilerlemesini sağlamak açısından önem taşır.
Çocuğun Babayla Kişisel İlişki Kurulmasının Engellenmesi
Boşanma veya ayrılık kararı sonrasında mahkemece belirlenen kişisel ilişki düzeni, çocuğun duygusal ve psikolojik gelişimi için büyük önem taşır. Velayeti elinde bulunduran ebeveynin, çocuğun diğer ebeveyniyle görüşmesini kasten veya sık sık bahaneler üreterek engellemesi, çocuğun menfaatine aykırı bir davranış olarak kabul edilir. Bu tür durumlarda, mahkeme kararına aykırı hareket eden tarafa yönelik icra yoluyla çocuk teslimi veya tazyik hapsi gibi yaptırımlar gündeme gelebilir.
Çocuğun babasıyla kişisel ilişki kurmasını engelleyen anne (ya da tam tersi), çocuğun psikolojik sağlığını ve baba ile arasındaki duygusal bağı ciddi şekilde zedeleyebilir. Bu engellemeler devam ederse, velayet değişikliği için dahi bir gerekçe oluşabilir. Dolayısıyla mahkeme kararına uygun davranmak ve çocuğun üstün yararını her daim gözetmek, her iki ebeveyn açısından da temel sorumluluklardandır.
Dede İle Torun Arasında Kişisel İlişki
Dede, olağanüstü hallerde çocuğun menfaatinin bulunduğu ölçüde torunuyla kişisel ilişki kurulmasını talep edebilir. Türk Medeni Kanunu’nun 325. maddesi, bu konuda istisnai hallerde üçüncü kişilerin de çocukla görüşme haklarını düzenler. Örneğin, çocuğun anne veya babası vefat etmişse ya da çocuğun üstün yararı başka bir sebeple bunu gerektiriyorsa, dede ile torun arasında kişisel ilişki kurulması mahkemeden talep edilebilir.
Dedenin torunla kuracağı ilişki, çocuğun psikolojik ve sosyal gelişimi için destekleyici bir etkiye sahip olabilir. Ancak her somut olayda, çocuğun üstün yararı esas alınır ve mahkeme gerekirse pedagog veya sosyal hizmet uzmanlarının hazırladığı raporları değerlendirerek bir karar verir. Mahkeme, söz konusu kişisel ilişkiyi çocuğun yaşına ve ihtiyaçlarına uygun zaman dilimlerinde düzenleyebilir.
Dede Ve Babaannenin Torunu Görme Hakkı
Dede ve babaannenin torunla görüşme hakkı, genellikle anne ve babanın çocuğun bakımında asli rol oynaması nedeniyle ikinci planda değerlendirilir. Ancak ebeveynlerden birinin vefatı, kaybolması, çocuğu uzun süre görememesi gibi olağanüstü durumlarda dede ve babaanne de mahkemeye başvurarak torunlarıyla kişisel ilişki kurulmasını talep edebilirler.
Bu talep incelenirken, çocuğun yaş, sağlık ve eğitim durumu ile dede-babaannenin koşulları göz önünde bulundurulur. Mahkeme, çocuğun yararını zedelemediği sürece, belirli aralıklarla dede ve babaanneyle görüşmesine imkan veren bir düzenleme yapabilir. Bu düzenleme, çocuğun duygusal ihtiyaçlarını karşılaması ve aile bağlarının korunması amacını taşır.
Babaannenin Torunu Görme Hakkı
Babaannenin torunla düzenli bir ilişki kurma isteği, tıpkı dede örneğinde olduğu gibi yasalarla sınırlı olarak tanınmaktadır. Eğer çocuğun babası vefat etmişse, bulunamıyorsa veya çocuğun menfaati babaannesiyle görüşmesinin sürdürülmesini gerektiriyorsa, babaannenin torunla kişisel ilişki talebinde bulunması mümkündür.
Mahkemeler, babaannenin çocuğun bakımına katkısı, geçmişte onunla kurduğu duygusal bağ ve çocuğun psikolojik durumu gibi kriterleri göz önünde bulundurarak karar verir. Ayrıca babaannenin talep ettiği kişisel ilişki süresinin, çocuğun mevcut düzenini bozmayacak şekilde düzenlenmesi esastır. Mahkeme, bu nedenle görme süresini anne-babanın haklarından daha sınırlı tutabilmektedir.
Ayrı Şehirlerde Çocuğu Görme Hakkı
Velayeti almayan ebeveynin veya büyükanne, dede gibi yakın akrabaların ayrı şehirlerde yaşamaları, çocuğu görme hakkını ortadan kaldırmaz. Türk Medeni Kanunu’na göre çocuğun üstün yararı her daim ön planda tutulur ve maddi ya da coğrafi engeller bu hakkın tümüyle kullanılmasına engel olamaz.
Mahkeme, ayrı şehirlerdeki ebeveyn veya yakın akraba için görüşme düzenine karar verirken ulaşım koşulları ve çocuğun okul düzeni gibi faktörleri dikkate alır. Örneğin, uzun tatillerde veya belirli hafta sonlarında çocuğun seyahat etmesi sağlanabilir. Ebeveynlerin bu konuda uzlaşma yoluna gitmesi ve çocuğun ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak bir plan yapması süreci kolaylaştırır.
2 Yaşındaki Çocuğun Babada Yatılı Kalması
2 yaşındaki çocuğun babada yatılı kalması, çocuğun henüz annesine yoğun şekilde bağımlı olduğu bir dönem olması nedeniyle hassas bir konudur. Genellikle bu yaşlardaki çocuklar için mahkeme, bebeğin temel ihtiyaçlarının düzenli olarak annesi tarafından karşılandığını, emzirme durumunun devam edip etmediğini ve çocuğun psikolojik gelişimini gözeterek karar verir.
Ancak babayla yatılı ilişkinin tamamen imkansız olduğu anlamına da gelmez. Hakim, sosyal inceleme raporları ve pedagog görüşü doğrultusunda, çocuğun daha kısa ve belirli sürelere dayalı konaklamalarla babasında kalmasını takdir edebilir. Burada amaç, babalık duygularını tatmin etmek kadar çocuğun ruhsal sağlığını da gözetmektir.
3 Yaşındaki Çocuğun Babada Yatılı Kalması
3 yaşındaki çocuklar, belirli oranda anneden bağımsızlaşma sürecine girmiş olsalar da duygusal ve fiziksel gereksinimleri bakımından hâlâ hassas bir dönemden geçmektedirler. Mahkeme, bu yaş grubundaki bir çocuğun babayla yatılı kalmasına karar verirken çocuğun bakımını etkileyebilecek tüm faktörleri inceler. Baba, çocuğun günlük rutinini (beslenme, uyku düzeni, tuvalet eğitimi) sağlayabilecek donanıma sahipse, mahkeme yatılı görüşme düzenlemesine onay verebilir.
Ancak çocuğun psikolojik sağlamlığı, babanın yaşam koşulları ve annenin itirazı dikkate alınmalıdır. Eğer çocuğun üstün yararına aykırı bir durum varsa, hakimin yatılı kalmayı kısıtlaması veya aşamalı olarak görüş süresini uzatarak bir düzenleme yapması mümkündür. Tüm bunlar, çocuğun duygusal istikrarını korumak amacıyla gerçekleştirilir.
Telefonla Kişisel İlişki Tesisi
Kimi durumlarda, coğrafi uzaklık veya özel haller yüzünden ebeveynin ya da büyükanne/dedenin çocukla fiziksel olarak görüşmesi zorlaşabilir. Bu tür koşullarda, telefonla veya görüntülü arama yoluyla kişisel ilişki tesisinin mahkeme kararıyla düzenlenmesi de mümkündür. Anne veya babayla düzenli telefon görüşmeleri, çocukla bağın korunmasında önemli bir araçtır.
Telefonla kişisel ilişki, özellikle çocuğun uzun süreli bakımını üstlenen ebeveynin rızası olmadan seyahat etmesinin zorlu olduğu durumlarda devreye girer. Çocuğun belirli gün ve saatlerde telefonla veya görüntülü iletişim kurması, hem ebeveynlik duygularını tatmin eder hem de çocuğun aile bağlarının kopmasını engeller. Bu hak, tıpkı yüz yüze görüşme gibi çocuğun yararı temel alınarak sınırlandırılabilir veya genişletilebilir.
Boşanmada Çocuğun Yatılı Kalması
Boşanma davalarında çocuğun yatılı olarak kalacağı ebeveynin durumu, çocuğun üstün yararı ilkesi çerçevesinde belirlenir. Eğer çocuk annenin yanında kalıyorsa, babayla olan ilişkisini korumak adına haftanın belirli günlerinde veya ayın belirli sürelerinde yatılı görüşme düzenlenmesi yaygın bir uygulamadır. Bu uygulamada, çocuğun yaşı, okulu, sosyal aktiviteleri ve sağlık durumu önemlidir.
Ancak her somut olayın özellikleri farklı olduğu için bazı durumlarda babanın alkol bağımlılığı, şiddet eğilimi ya da çocuğun güvenliğiyle ilgili ciddi endişeler varsa, yatılı kişisel ilişki sınırlandırılabilir veya tamamen kaldırılabilir. Buna karşın çocuğun sağlığı ve mutluluğu açısından herhangi bir risk görünmüyorsa, daha geniş bir yatılı ilişki düzenlenmesi aile bağlarının korunması açısından desteklenir.
Ayrı Yaşayan Babanın Çocuğu Görme Hakkı
Anne ve baba evlilik birliğini sona erdirdikten veya ayrı yaşamaya başladıktan sonra çocuğun düzeni genellikle tek ebeveynin yanında kurulur. Buna karşın diğer ebeveynin de çocuk üzerindeki hak ve sorumlulukları devam eder. Ayrı yaşayan babanın çocuğu görme hakkı, kanun tarafından korunan bir haktır. Boşanma süreci veya sonrasında çıkarılan mahkeme kararı, görüşme gün ve saatlerini net şekilde belirler.
Baba, çocukla düzenli iletişim kurarak ve mahkemece belirlenmiş günlerde görme hakkını kullanarak ebeveynlik duygusunu devam ettirir. Bu süreçte çocuğun eğitim, sağlık ve sosyal ihtiyaçları göz önünde bulundurulmalı, baba ve anne arasındaki iletişim, çocuğun üstün yararını koruyacak şekilde yürütülmelidir. Engellemeler varsa, icra yoluna giderek mahkeme kararının zorla uygulanması talep edilebilir.
Boşanmalarda Babanın Çocuğu Görme Süreleri
Boşanma davalarında hakimin kişisel ilişkiyi düzenlerken en çok dikkat ettiği hususlardan biri, babanın çocuğuyla yeterince vakit geçirerek babalık duygusunu tatmin edebilmesidir. Genellikle mahkeme, ayda iki hafta sonu (cumartesi-pazar) olacak şekilde görüşme, her dini bayramın bir kısmı veya yaz tatilinin belirli haftaları gibi dönemler tayin ederek çocuğun babada kalmasını sağlar.
Çocuğun yaşı, okula devam durumu, bulunduğu şehrin uzaklığı ve ebeveynlerin iş koşulları da görüşme süresinin şekillenmesine etki eder. Eğer çocuk küçük yaşlarda ise, görüşme süreleri gündüzle sınırlı olabilir ya da pedagog raporlarına dayanarak kademeli olarak yatılı görüşmelere geçilebilir. Her durumda, çocuğun fiziki ve psikolojik sağlığı ilk planda tutulur ve kişisel ilişkinin içeriği buna göre düzenlenir.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler
Makalemizde, “çocukla kişisel ilişki kurulması nedir” ve “çocukla kişisel ilişki kurulması dava yolu ile mi olur” sorularına açıklık getirdik. Bu sorulara yanıt verirken konuyu mümkün olduğunca anlaşılır hale getirmeye çalıştık. Ardından, çocukla kişisel ilişki kurulması davasında görevli ve yetkili mahkemenin neresi olacağını detaylarıyla açıkladık. Böylece okuyucularımıza kapsamlı bir bakış sunmayı amaçladık.
Makalemizde değindiğimiz konular, kanuni düzenlemelere ve uygulamada karşılaşılan örneklere dayanmaktadır. Ancak şunu belirtmekte fayda var ki her somut olayın kendine özgü özellikleri bulunur. Bu nedenle her olayın farklı bir yaklaşımla ele alınması gereklidir. Çocukla kişisel ilişki kurulması oldukça teknik bilgi gerektiren bir meseledir ve uzmanlık gerektirir. Bu sürecin etkili ve doğru bir şekilde yönetilmesi, istenen sonuca ulaşmak açısından önem taşır.
Bu noktada, sürecin uzman bir aile hukuku avukatı eşliğinde yürütülmesi gereklidir. Aksi takdirde, ihmaller ve hatalar tarafların geri dönüşü zor kayıplar yaşamasına neden olabilir. Mecidiyeköy’de faaliyet gösteren Çelik & Baştürk Hukuk ve Danışmanlık Ofisi olarak, müvekkillerimizi boşanma davası davalarında özenle temsil etmekteyiz.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Yargıtay Kararları
Ayrı yerlerde yaşayan anne veya baba ile çocuk ilişkisi, analık veya babalık duygularını tatmin etmelidir.
Velayeti davacı anneye verilen müşterek çocuk 22.04.2005 doğumlu Mehmet ile davalı baba arasında ayrı yerlerde yaşamaları haline göre kurulan kişisel ilişkinin süresi babalık duygularını tatmine elverişli değildir. Daha uygun süreyle kişisel ilişki düzenlemesi yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilip onanması gerekmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 17/12/2012 Tarih 2012/10834 E. 2012/30641 K.)
Çocuğun baba yanında yatıya kalacağı dönemin sadece yılın belirlenen bir ayın belirli bir bölümüne özgülenmiş olması ilişki uzun aralı olduğundan yeterli olmaz.
Kişisel ilişki kurulurken, çocukların menfaatleri yanında analık ve babalık duyguları tatminde olmalıdır. Müşterek çocuk 2002 doğumludur. Taraflar Ankara’da oturmakta olup, görüşme kolaylığına sahiptir. Çocuğun yaşı ve aynı yerde oturuyor olmaları gözetildiğinde; çocuğun baba yanında yatıya kalacağı dönemin sadece yılın belirlenen bir ayının belirli bir bölümüne özgülenmiş olması; ilişki uzun aralı olduğundan yetersizdir. Bu amaçla, çocukla her yılın Temmuz ayında kurulan kişisel ilişki dönemi dışında; ayrıca her ayın belirli hafta sonlarında çocuk eğitim çağında olduğundan yarıyıl tatilinin belirli bölümünde ve dini bayramların bir bölümünde de çocuk baba yanında yatıya kalacak genişlikte kişisel ilişki düzenlemesi yapılması gerekirken; yazılı şekilde yetersiz ilişkiye karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir. ( Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 12.11.2011 Tarih, 2010/14766 E. 2011/15577 K.)
Ayın hangi haftası olduğu belirtilmeksizin 15 günde bir şeklinde kurulan kişisel ilişki infazda tereddüt oluşturur.
Hüküm açık ve infazda tereddüt yaratmayacak nitelikte olmalıdır. Müşterek çocuklar ile baba arasında ayın hangi haftası olduğu belirtilmeksizin 15 günde bir ve milli bayramların ikinci günü olmadığı halde yazılı şekilde kişisel ilişki tesisine karar verilmesi doğru değildir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 03.06.2009 Tarih, 2008/8691 E. 2009/10732 K.)
Birden fazla çocuğun velayetine dair düzenlemeler yapılırken, bu çocukların farklı ebeveynlere verilmesi gerekebilir. Böyle durumlarda, kardeşler arasındaki bağın ve duygusal gelişimlerinin korunmasına özellikle dikkat edilmelidir.
Kişisel ilişki ile çocuğun sağlıklı kişisel gelişimi yanında, ana ve babalık duygularının tatmini de gözetilir. Birden fazla çocuğun velayet düzenlemesine konu olması ve bunların velayetlerinin farklı ebeveyne verilmesi gereği ortaya çıktığı takdirde; kardeşlik duygusunun gelişiminin de dikkate alınması gereklidir. O halde bu ilkeler göz önüne alındığında; mahkemece geçici velayeti anneye verilen müşterek çocuk Jutenya ile baba arasında her ayın belirlenecek hafta sonlarında ve daha uzun süreli olacak şekilde kişisel ilişki düzenlemesi yapılması gerekirken, yazılı şekilde yetersiz düzenlemeye karar verilmesi doğru olmadığı gibi, kişisel ilişkinin gözetimli olarak kurulması da doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. Taraflar aynı yerde oturmaktadırlar. Geçici velayeti babaya bırakılan müşterek çocuklar ile davacı anne arasında mahkemece düzenlenen kişisel ilişki günlerine ilaveten ayın belirlenecek hafta sonlarında da anne yanında yatıya kalacakları şekilde kişisel ilişki düzenlemesi yapılması gerekirken yazılı şekilde yazılı şekilde yetersiz ilişkiye karar verilmiş olması da isabetsiz olmuştur. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 06.11.2013 Tarih, 2013/6261 E. 2013/25455 K.)
Vardiyalı çalışan baba ile çocuk ilişkisi, babanın izin dönemine denk gelecek şekilde düzenlenmelidir.
Davalı- davacı koca vardiyalı olarak çalışması nedeniyle, kişisel ilişkinin izin günleri göz önünde tutularak düzenlenmesini talep etmiştir. Kişisel ilişkinin mümkün olduğunca ana ve babanın çocukla birlikte olmasını kolaylaştıran şekilde düzenlenmesi asıldır. Bu amaçla, mahkemece davalı – davacı kocanın işyerinden izin günlerinin araştırılıp, çocuğun henüz okul çağında bulunmadığı da dikkate alınarak olabildiğince babanın izin günleriyle çakışacak şekilde kişisel ilişki düzenlemesi yapılması gerekirken, bu konuda yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsiz olup hükmün bu yönden bozulmasını gerektirmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 07.11.2013 Tarih, 2013/3336 E. 2013/25612 K.)
Babanne ve dedenin oğlu veya kızının vefat etmiş olması halinde olağanüstü halin mevcut olduğunun kabul edilmesi gerekir.
Davacılar kişisel ilişki kurulması istenilen 20.09.2013 doğumlu Ö.’in babaannesi ve dedesidir. Davacıların oğulları ve çocuğun babası A. 22.05.2013 tarihinde vefat etmiştir. Olağanüstü hallerin varlığı halinde, üçüncü kişi sıfatıyla çocuğun babaannesi ve dedesinin de çocukla kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkı mevcuttur. Davacıların oğlu olan baba vefat ettiğine göre, olağanüstü halin mevcut olduğunun kabul edilmesi gerekir. Bununla birlikte dosya kapsamında kurulacak kişisel ilişkinin çocuğun gelişimini olumsuz etkileyeceği, onun zararına olacağı yönünde bir kanıt da bulunmamaktadır. O halde mahkemece özellikle kişisel ilişki kurulması istenilen 20.09.2013 doğumlu Ö.’nün yaşı da gözetilerek bedeni ve fikri gelişimini olumsuz etkilemeyecek ve davalı annenin velayet görevini gereği gibi yerine getirmesine engel olmayacak şekilde davacılar ile çocuk arasında uygun süreli kişisel ilişki düzenlemesi yapılması gerekirken; yetersiz gerekçeyle isteğin reddi usul ve yasaya aykırıdır. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 09.12.2015 Tarih, 2015/23075 E. 2015/23757 K.)
Kişisel ilişki, anne ve uzman nezareti altında şarta bağlı olarak kurulamaz.
Velayeti anneye verilen müşterek çocuk ile baba arasında kişisel ilişki anne ve uzman nezaretinde şarta bağlı olarak kurulmuştur. Kişisel ilişkinin bu şekilde düzenlenmesi kişisel ilişkinin amacına aykırı olup sınırlayıcı niteliktedir. Bu nedenle şarta bağlı olmaksızın kişisel ilişki kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20.06.2011 Tarih, 2010/10510 E. 2011/10923 K.)
Okul çağındaki bir çocuk için sömestr tatilinde de kişisel ilişki düzenlenmelidir.
Müşterek çocuk 2002 doğumlu olup okul çağındadır. Baba ile müşterek çocuk arasında kişisel ilişki kurulurken sömestr tatilinde de kişisel ilişkinin düzenlenmemesi bozmayı gerektirmiştir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.06.2013 Tarih, 2013/3355 E. 2013/15381 K.)
Porno izleyen baba açısından yatılı şekilde kişisel ilişki düzenlenemez
Kişisel ilişki kurulurken analık ve babalık duygularından önce çocukların yararı dikkate alınmalıdır. Ortak çocuğun beyanından da anlaşılacağı şekilde, davalı baba bilgisayarda porno film izlemekte, bu filmleri çocuk da görmektedir. Velayeti davacı anneye bırakılan çocuk ile baba arasında yatılı kalacak şekilde kişisel ilişki tesisinin çocuğun ahlaki gelişimini olumsuz etkileyeceğinin kabulü gerekir. Bu nedenle, müşterek çocuk ile baba arasında yatılı kalacak şekilde ve uzun süreli kişisel ilişki kurulması doğru değildir. (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 27.02.2014 Tarih, 2013/21596 E. 2014/4127 K.)